Kıbrıs’ta Tarih, Hafıza ve Jeopolitik Gerçekler
Kıbrıs, Sicilya ve Sardinya adalarından sonra Akdeniz’in üçüncü büyük adasıdır. Adı eski mitolojideki İlk Çağ tanrıçalarından olan kraliçe Kibele için adada kullanılan Kipris isminden gelir.
İlk çağlardan itibaren sırasıyla, Mısır, Hitit, Grek kolonileri (Aka, Dor) Fenike, Asur, Pers, Büyük İskender, Roma İmparatorluğu, Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu, İslam Devleti, İsaac Commennos Krallığı, İngiliz Krallığı, Templar Şövalyeleri, Lusignan Krallığı (Kıbrıs Latin Krallığı) Memluk Devleti, Venedik Devleti, Osmanlı Devleti, Britanya İmparatorluğu günümüzde Rum kesimi ve Bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yönetimlerinde kalmıştır.
Kıbrıs bize Hala Sultan’ın emanetidir.
Tarih kayıtlarında 24 ayrı seferden bahsedilmektedir. Hz. Osman zamanında MS. 649 yılında Suriye Valisi Muaviye tarafından feth edilmiştir. Ancak 7200 altın haraç karşılığında Bizanslılara bırakılmıştır. Bu seferler esnasında Peygamber efendimizin sütannesinin kız kardeşi Ümmü Haram bint-i Milhan hz. Bu seferler esnasında Larnaka civarında şehit düşmüştür. Bu gün şehit düştüğü yerde Hala Sultan Camii bulunmaktadır.
Ada haçlı saldırıları esnasında hem Templar hem de Hospitaller Şovalyelerince ileri karakol vazifesi görmüştür.
Selimler Kıbrıs’ı
Sultan I. Selim (Yavuz Sultan Selim) zamanında 1517 de Mısır’ın fethedilmesi ile Akdeniz’in doğusundaki tek ve en büyük adanın önemi artmış torunu II. Selim (Sarı Selim) zamanında 9 Eylül 1570’de Lefkoşa’ının fethiyle başlayan süreç 1. Ağustos 1571 de tamamlanmış 308 yıl sürecek Osmanlı İdaresi başlamıştır.
Adayı imar etmek için özellikle Anadolu’dan gönüllü ve zorunlu göçler yapılmıştır. Arşivlerdeki kayıtlara göre hangi nereden, kimlerin gönderildiği hangi aşamalardan geçtiği bu süreçte en ayrıntısına varıncaya kadar kayıtlıdır. (Hatta öyle ki benim köyümden 1572 yılında Kıbrıs’a gönderilen/sürülen 13 hanenin kimler olduğu isim isim kayıtlıdır)
Kıbrıs’ı Abdülhamid İngilizlere verdi/ Enver Paşa onayladı/Lozan tasdik etti
Ruslarla yapılan 1877-78 (meşhur [12] 93) ve çok ağır yenilgi ilen sonlanan harp sonrası 4 Haziran 1878 de yapılan ittifak antlaşmasına göre 10 Temmuz 1878 de ilk İngiliz birlikleri Larnaka’dan adaya çıktı. Adadaki son Osmanlı valisi Besim Paşa 12 Haziran 1878 de yönetimi İngilizlere devretti. Kağıt üstünde Osmanlı mülkü idi. Yönetim de İngilizlerdeydi ama adada 308 yıl süren egemenliği Sultan II. Abdülhamid döneminde sona erdi.
Enver Paşa’nın Almanlar yanında Cihan Harbine girmesi (1. Dünya Savaşı) bahanesi ile İngilizler adayı İngiliz topraklarına kattıklarını 5 Kasım 1914’te Osmanlı Devletine bildirdiler. Böylece adada hiç bir hakkımız kalmamış oldu.
Ada’da yaşayan Türklerin durumu Lozan konferansında gündeme geldi. 24 Temmuz 1923 Anlaşmanın 16, 20 ve 21 maddeleri Kıbrıs Türkleri ile ilgilidir. Özellikle 21 madde de adada yaşayanların ya Türkiye’ye göçmesi yada adada kalarak Türk vatandaşlığından çıkma hakkı seçeneği (Hakk-ı Hıyar ) yer aldı.
Böylece Kıbrıs’ın II. Abdülhamid, Enver Paşa devam eden süreçte elden çıkması Lozan ile Türk vatandaşlarının da yabancı topraklarda yaşayan mübadil statüsü ile devam etti. Hata 1925 yılında İngilizler Kıbrıs’ı Taç koloni ilan edince Konsolos bile atadı.
Bu durum 1960 yılına kadar devam etti. İngilizler bu sürede Viktorya İslam Kız Lisesi, İslam Lisesi (Erkekler için) açtı. Anlayacağınız adada yaşayan Türkler bu sürede sömürge valisinin insafında idi.
Kıbrıs’ta Zor ve Acı Yıllar : EOKA v e ENOSİS hiç bitmedi
1955 Yılında toplanan Londra konferansında Türkiye, Yunanistan ve İngiltere üçlü görüşmeler yapmak için toplandı. Sonuç alınamasa da 20 Haziran 1955 tarihi Türkiye’nin Kıbrıs’ta taraf olduğunun re’sen kabulü anlamına geldi.
1950’lerdeki anayasa çalışmaları sonuç vermeyince ABD destekli taksim planları ortaya çıktı. Sonraki süreçte her iki tarafta geri adım atmayınca 1959 da Zürih’te Bağımsız Kıbrıs formülü ortaya konuldu. Şubat ayında başlayan müzakereler 16 Ağustos 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti İlan edildi. İki toplumlu % 70 Rum e % 30 Türk temsili ile kurulan bu devlet kuruluşundan itibaren yaşamayacağı belli idi. Ancak 20 Ağustos 1974 yılında Yunanistan destekli yapılan darbeyle adadın statükosunun bozulması üzerine Türkiye’nin elini güçlendirmiş ve bu anlaşmaya istinaden adaya barış harekatı çıkarması yapmıştır.
Makarios Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasasındaki 13 maddeyi EOKA’ya engel olduğu gerekçesi ile çıkarmak veya değiştirmek istiyordu. Bunun için 1963 yılına gelindiğinde Londra ve Zurih antlaşmalarını kabul etmiyordu. Adada gerilim tırmanırken 15 Ocak 1964’te Londra konferansında Rumlar Enosisi Türk tarafı ise Adayı taksime götürecek şartlar üzerinde diretince bir sonuç çıkmadı ancak 63-74 yılları arası karanlık bir dönem olarak kaldı. Londra ve Zurih antlaşmalarına göre kurulan devlette Türk memurlar can güvenliği nedeniyle çalışamadılar, köylere baskınlar yapıldı. Hatta Makarios konferans dönüşü Rauf Denktaş’ı istenmeyen adam ilan edip adaya bile sokmadı. Ancak 12 Kasım 1967 yılında 5 ay sonra fiili ve diplomatik zorlamayı dönebildi.
Adaya 1964 yılının 14 Martında gelen BM barış gücünün de hiç bir etkisi olmadı.(Tarih böyle etkisiz hatta taraflı BM barış gücünü Bosna-Serebrenika’da da gördü.) Makarios’un Ruslarla iş birliği yapıp adaya gizlice Yunan askeri sokması ve Kıbrıs Cumhuriyetinin ittifak anlaşmaları tek taraflı fesih etmesi. Türkiye’nin adaya müdahalesini gerekli kıldı.
Ancak 5 Haziran 1964’te Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jonson bir mektupla Başbakan İsmet İnönü’yü Kıbrıs konusunda uyarmıştı. İnönü her ne kadar “yeni bir dünya kurulur Türkiye de yerini alır” dese de Kıbrıs’a operasyon yapmayacağı anlaşılınca Rum tarafı katliamlara başlamıştı.
Rumların Çete komutanı Grivas’ın önderliğinde 7-8 Ağustos 1964 yılında Erenköy’de Yunan alayı bölgeyi ele geçirmek adına katliama başlayınca Türk savaş uçakları olaylara müdahale etti. Müdahale esnasında Yüzbaşı Cengiz Topel esir düşüp işkence altında öldü. Cengiz Topel Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs için verdiği ilk resmi şehittir. Erenköy katliamı da BM Barış Gücü’nün İsveç birliğinin koruduğu bölgede gerçekleştiğini de tarih kaydetti.
Geçit Kale’de başlayan ve Kıbrıs Türkü’nü öldürme yada adadan sürme politikasına dönüşen süreçte 1967 Yılından itibaren Kıbrıs Türk Geçici liderliği kuruldu 1971 Aralığında geçici kelimesi kaldırılarak Kıbrıs Türk Liderliği ifadesi kullanılarak Ada fiilen ikiye bölünmüş oldu. 1975 de kurulan ancak işlevsiz olan Kıbrıs Federe yönetimi kuruluncaya kadar Kıbrıs Türkünü bu yönetim üstlendi.
Yunanistan’da 1967 yılında iktidara gelen Albaylar Cuntası ile Makarios’un aralarının açılması sonucu, 71-74 yılları Rum tarafında Grivas, Nikos Sampson, Makarios arasında mücadele ile geçti. Bu süreçte Grivas’ın ölümü üzerine Yunan hükümeti Nikos Sampson’a destek verdi. 15 Temmuz 1974’de iktidarı ele geçiren Sampson Kıbrıs Helen Cumhuriyetini ilan etti.
Türkiye ve Kıbrıs Türkü açısından bu durum Londra ve Zürih antlaşmalarının tek taraflı ihlali ve adanın tümünün Rumlarca tek taraflı işgali anlamına geliyordu.
Yarım asır önce Barış Harekatı: Şahitleri hala aramızda
ABD, NATO’nun iki üyesinin durumu şeklinde değerlendirme yaparken Türkiye İngiltere ile ortak müdahale konusunda görüşmelerden sonuç alamayınca 20 Temmuz 1974’te Barış Harekatı düzenledi. Barış harekatını Garantörlük antlaşmasının 4. Maddesine dayanarak yapmıştı.
22 Temmuzda Yunan hükümetine baskı yaparak ateşkesi kabul etmesi istendi. 24 Temmuz’da Nikos Sampson ayrılarak yerine Kleridese’e bıraktı
Bunun üzerine 25-30 Temmuz tarihlerinde Cevevre’de konferans düzenlendi. Bu konferansta Türk tarafı İngiltere’nin de desteği ile istediğini almış oluyordu. Ancak Adadaki sorunlar çözülmemişti.
Bu nedenle müzakereler devam etmekteydi. Türk hükümetinin ortağı Erbakan Adanın tümünün alındıktan sonra müzakerelerin daha avantajlı olacağı üzerinde dururken, Rauf Denktaş coğrafyaya dayalı fedaratif yapı ve Türk Özerk kantonunda ısrarcı idi. Rum tarafı bir türlü anlaşmaya yanaşmıyor ve oyalama taktiği güdüyordu. Bunun üzerine 14 Ağustos’ta ikinci bir harekat başladı. Bu ikinci harekatta en azından Türklerin yoğun olduğu bölgeler kontrol altına alındı. İkinci harekattan sonra ABD 1978 yılına kadar sürecek silah ambargosu koydu.
Sonuçta 1 Ekim 1974’te Kıbrıs Barış harekatı Otonom Kıbrıs Türk Yönetimine dönüşmüş oldu. Arada yapılan görüşmeler sonrası 13 Şubat 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe devleti kurulmuş oldu. Kuruluş bildirgesinde iki bölgelilik açıkça belirtilmiş ve kabul edilmişti.
İki bölgeli iki halklı federe devletin esasları üzerine görüşmelerde Kipriyano’nun işi ağırdan alması süreci uzatması Kıbrıs Türkü’nün kendi kaderini özgürce belirleyebilmek adına 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini kurmuştur.
Toplam 9251km2 olan adanın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine 3241km Rum yönetimine 5509Km kalmıştır.
Yukarıda ifade edilmeyenlere bir kaç ilave not.
Türkiye’de Cengiz Topel mahallesi, Caddesi, Sokağı olmayan il, ilçe neredeyse yoktur. Anadolu’da bu harekatı düzenleyenler hem de 1974 barış harekatında görev alan komutanların isimleri Anadolu’da bir çok isim verme hikayesine dönüşmüştür.
Aynı şekilde Türkiye haritası çizilirken yanına Kıbrıs haritası çizmek, evlerin duvarlarında Kıbrıs haritası, bayrağı asmak hala devam etmektedir.
Makarios, Grivas, Sampson gibi cani ruhlu kişiler Anadolu’da o tarihlerde habis kişi, hayvan ve olaylara lakap olarak takılmıştır.
Kıbrıs harekatı esnasında Anadolu insanın desteği o derecedir ki. O tarihlerde neredeyse her evde bir Kıbrıs efsanesi ve hikayesi vardır. (Bizim oradan bir bulut kalktı o Bulut Kıbrıs’a mermi götürdü, su götürdü vb.)
Sonnot yada unutmayalım ki:
Akdeniz’de ve özellikle Akdeniz’in doğusunda Türkiye Cumhuriyeti var olmak istiyorsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türküne sahip çıkmak durumundayız. Bu günlerde yine 1955 ve 59 yıllarında alınan kararlara geri dönülmesi gibi yarım asırlık sorunu ısıtıp getiriyorlar. Tarihten bahsettik tarihi hatırlatma ile sonlandıralım. Geri dönmek demek yeni Girivas, yeni Makarios, yeni Samson demektir.

YORUMLAR