2026 FIFA Dünya Kupası, futbolun ötesinde birçok toplumsal ve kültürel mesajın da verildiği bir organizasyon olmaya devam ediyor. Ancak turnuvada yaşanan bazı gelişmeler, sadece saha içindeki mücadeleyle değil, bu başarıların nasıl yansıtıldığıyla da dikkat çekiyor.
Turnuvada mücadele eden Müslüman ülkeler arasında Mısır ve Fas, gösterdikleri performansla adlarını üst turlara yazdırmayı başardı.
Muhammed Salah liderliğindeki Mısır, Avustralya karşısında büyük bir mücadele ortaya koydu. Normal süresi ve uzatma dakikaları eşitlikle tamamlanan karşılaşmada seri penaltı atışlarını 4-2 kazanan Mısır, son 16 turuna yükseldi.
Bir gün sonra ise Achraf Hakimi‘nin formasını giydiği Fas, Kanada’yı 3-0 gibi net bir skorla mağlup ederek çeyrek finale yükselen ilk takım oldu.
Ancak bu iki takımın başarısını farklı kılan yalnızca aldıkları sonuçlar değildi.
Karşılaşmaların ardından futbolcuların ve teknik heyetin birlikte şükür secdesine kapanması, milyonlarca kişinin dikkatini çeken anlamlı görüntüler oluşturdu. İnançlarını sahadaki başarıyla birlikte yaşayan bu görüntüler, Dünya Kupası‘nın unutulmaz kareleri arasında yer aldı.

Ne var ki bu başarıların medyada yeterince karşılık bulduğunu söylemek zor.
Özellikle Türkiye‘deki içimizdeki “İrlandalı” bazı medya kuruluşlarının, Mısır ve Fas’ın elde ettiği tarihi başarıları ya hiç gündeme taşımaması ya da sınırlı şekilde vermesi dikkat çekici bir tablo ortaya çıkardı.
Oysa aynı turnuvada Lionel Messi‘nin Arjantin‘i, Cristiano Ronaldo‘nun Portekiz‘i ya da Kylian Mbappé‘nin Fransa‘sı söz konusu olduğunda saatlerce yayınlar yapılabiliyor, sayfalarca analiz hazırlanabiliyor.
Elbette bu yıldızların dünya futbolundaki yeri tartışılmaz.
Ancak benzer sportif başarıların farklı ölçütlerle değerlendirilmesi de sorgulanmayı hak ediyor.
2026 Dünya Kupası’na katılan Müslüman ülkelerden Türkiye, Özbekistan, Bosna-Hersek, Senegal, Fildişi Sahili, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, İran, Irak, Cezayir ve Tunus turnuvaya veda etti.
Geriye yalnızca Mısır ile Fas kaldı.
Bu nedenle iki ülkenin elde ettiği başarı, sadece kendi futbol tarihleri açısından değil, turnuvada mücadele eden Müslüman ülkeler açısından da ayrı bir anlam taşıyor.
Sporun dili evrenseldir.
Başarı da kimden gelirse gelsin aynı objektiflik içinde değerlendirilmelidir.
Eğer dünya futbolunun yıldızları kadar Mısır ve Fas’ın başarısı konuşulmuyorsa, burada sorgulanması gereken sadece futbol değildir; habercilik anlayışı ve haber öncelikleri de tartışmaya açıktır.
Sonuç olarak mesele yalnızca bir futbol karşılaşması değildir.
Mesele, başarıya hangi gözle baktığımız ve aynı değeri herkese verip vermediğimizdir.

Kerim ÖZTÜRK – KONUMTV – 5.07.2026

YORUMLAR