Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 252. maddesinde 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası öngörülen “rüşvet vermek” suçuna ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesi emsal bir karara imza attı. Göçmen kaçakçılığı şüphesiyle yargılanan bir sanığın davasını inceleyen Daire, şarta bağlı yapılan rüşvet teklifinin hukuki niteliğini değerlendirdi.
Göçmen kaçakçılığı iddiasıyla yargılanan sanık hakkında, göçmenlerin sınırı geçmesi halinde kolluk görevlilerine ödeme yapmayı taahhüt ettiği gerekçesiyle “rüşvet ve hakaret” suçlarından dava açıldı. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığa hakaret suçundan ceza verirken “rüşvet vermek” suçundan beraat kararı verdi. Bölge Adliye Mahkemesi de beraat kararını uygun buldu.
Temyiz incelemesini tamamlayan Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 1987 tarihli içtihadına atıfta bulundu. Kararda, rüşvet suçunun konusunun bir işin yapılması veya yapılmaması olduğu, şart gerçekleşmediği takdirde rüşvet sözleşmesinin gereğinin yerine getirilemeyeceği ve anlaşma konusunun kendiliğinden ortadan kalkacağı vurgulandı.
Somut olayda sanığın sınırdan göçmen geçirdiğine dair delil bulunmadığını belirten Daire, gerçekleşmeyen şarta bağlı teklifin rüşvet suçunu oluşturmayacağına hükmederek yerel mahkemenin beraat kararını oy birliğiyle onadı.
