Yılbaşı tartışmaları altında yılın 365 gününün yalnızca bir gecesi için
“Kimin yılbaşı?” diye soruyorsak,
geri kalan 364 gün için de şu soruları sormamız gerekmez mi?
Kimin ADALETSİZLİĞİ?
Kimin HUKUKSUZLUĞU?
Kimin YOLSUZLUĞU?
Kimin YOKSULLUĞU?
Kimin YASAKLARI?
Kimin HAKSIZLIĞI?
Kimin HIRSIZLIĞI?
Ve daha niceleri…
Çünkü mesele sadece bir gece değil,
mesele bir ömürdür.
Bu sorulardan, zorlama usulüyle
“Yılbaşı kutlayalım, kutlamanın bir mahsuru yok”
gibi saçma sapan çıkarımlar yapanlar olmaz inşallah…
Ayrıca, milletin kahir ekseriyetin yeni yıla girme, kutlama gibi ne bir havası, ne bir heyecanı ne bir coşkusu ne de masraf edecek imkanı var!
“KİMİN YILBAŞI?” SORUSU KİMİN İÇİN?
Devam edelim.
Kimsesizler için bu sorunun bir anlamı olmayacağına göre,
acaba “Kimin yılbaşı?” sorusu kimin için soruluyor?
Bu Sorunun Muhatapları Kimler?
- Sokaktaki vatandaş mı?
- Esnaf mı?
- Öğretmen, öğrenci mi?
- Ev hanımı mı?
- Çöpçü, garson, otobüs ve dolmuş şoförü mü?
- Seyyar satıcılar mı?
Asgari ücretle evini geçindirmeye çalışanlar için bu soru ne ifade ediyor?
Peki ya emekliler?
İşçiler, üniversite öğrencileri, madenciler, depremzedeler, dul ve yetimler…
ASIL MUHATAPLAR KİMLER?
“Kimin yılbaşı?” sorusunun muhatapları arasında;
- Adaletsizliğe,
- Haksızlığa,
- İftiraya uğrayanlar var mı?
Ya da;
- Yolsuzluğa,
- Rüşvete,
- Hırsızlığa,
- Uyuşturucuya,
- Fuhşa,
- Bahise,
- Şikeye bulaşmış olanlar var mı?
Şeytanın bile aklına gelmeyecek binbir türlü vergi, harç, zam ve enflasyon ile vatandaşını ezenler…
Dün başka, bugün başka konuşan politikacılar…
Televizyon ekranlarında ya da köşelerinde, adeta partinin neferi gibi,
partinin üst düzey yöneticilerinden bile partiyi daha hararetli, daha çok savunan medya mensupları var mı?
Vesaire…Vesaire…Vesaire…
SORULMASI GEREKEN ASIL SORU!
Kısaca;
Yılın 364 günü her haltı yiyip, her türlü pisliğe bulaşıp, haksızlıklara sessiz kalıp, yılsonu geldiğinde Allah, Kur’an, Peygamber, din, iman, İslam, Müslümanlık üzerinden yılbaşı kutlamanın sakıncalarını anlatacaksınız. Bu sadece günü kurtarmaktan öteye gitmeyecek bir çabadır.
Yılın bir gecesine has “Kimin yılbaşı? sorusu
İslam’ı, Müslümanlığı sadece bir geceye, bir güne, bir aya, bir mabede indirgemeye benzer…
Hâlbuki 365 günün gecesi ve gündüzü için sorulması gereken en mühim soru şudur:
“Kimin vicdanı?”, “Kimin İslamı?”
BİR DÖRTLÜKLE NOKTA
Sözümüzü,
Ömer Hayyâm’a nispet edilen;
çocukluğumuzda duvarlarda okuduğumuz,
son zamanlarda ise hayatın içinde bizzat görür olduğumuz
yarım yamalak Müslüman tiplemelerini anlatan şu dörtlükle noktalayalım:
Bir elde kadeh, bir elde Kur’an;
Bir helâldir işimiz, bir haram.
Şu yarım yamalak dünyada
Ne tam kâfiriz, ne tam Müslüman!

Demek ki her dönem de Ömer Hayyam’ın dediği gibi ne tam müslümanız ne de tam kafir.