Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Savaş Songur

Vicdan Konforu ve Derin Duygular

Derin duygular da büyük yapıtlar gibi bilinçli olmasa da söylediklerini daha fazla anlam taşır her zaman. Bir ruhta bir devinimin ya da bir tiksintinin sürekliliği yapma ya da düşünme alışkanlıklarımızda görülür. Ruhun kendisinin bile bilmediği sonuçlar da sürer gider. Büyük duygular evrenlerini kendileriyle birlikte dolaştırırlar. Görkemli ya da düşkün. İçinde kendi iklimlerine kavuştukları ve yalnız kendilerine özgü bir dünya tutkularıyla dünyayı aydınlatırlar. Şeklinde tarif eder Albert Camus.

Dolayısı ile eğer düşüncelerimiz bilinçlerimiz kendi etrafında bir dünya oluşturamıyorsa örneğin “Gazze’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da vb. yerlerde olup bitenlere dair koca koca nutuklar atılıp ama elimizden gelmesi muhtemel en küçük bir eylemi yapmamakta” nasıl bir derin duyguya sahipiz. Ya da duygularımız var mı sorusunu sorabiliriz. Eğer duygularımızın var olduğunu iddia ediyorsak;

Bir bebek annesine hangi dilde ağlar,

Bir fakirin hali hangi dilde konuşur,

Bir çaresizin durumunu hangi ressam çizebilir,

Bir dermansızın derdini hangi hekim giderebilir, ilacı hangi eczanede satılır?

Bir ekmek için gece yarısı yola düşüp günün sonunda yarım dilim ekmeğe razı olanların duygularını bildiğini tanıdığını söyleyenler elbette olacaktır. Bunun için var olduğunu, ömrünü bunları anlamakla geçirdiğini söyleyebilir.

Ama o kişi;

Hangi elbisenin daha çok yakıştığını,

En güzel yemeklerin hangi mekanda olduğunu,

En lüks arabaya ilave lüksün hangi modelde geldiğini,

Hangi semtte bilmem ne akıllı özellikleri olan konutu,

Yüksek getirisi olan yatırımın nasıl yapılacağını elbette bilir.

Ne kadar nutuklarda bunları söylemese de derin duygularından çıkan sonuç olarak bunları uygular. Bir âlü-yı vâlâ ile gelip en nirengi nutuklar atar.

Ardında da hangi pagan tanrının hangi peygambere gönderdiğini kutsal kitapların yazmadığı bir dinin emrini,

Dünyada nesir ya da nazım edebiyat türlerinin henüz keşfetmediği dillerden düşmeyen milli destanların heyecanlandırmadığı kadar acıklı drama coşkusu ile mutantan konuşmasını yapmayı elbette bilir,

Bunların yanında yaraları sarmak konusunda ne Lokman Hekim kalır, ne Galinus, ne de İbni Sina.

Gelir bir anda yanına duygularına öyle bir dokunur ki depderin düşüncelerini değiştirip sıhhat buldum sanırsınız.

Duygularınızın derinliği sizi yıldırmasın.

Söyleyin o derinlere kaçmış duygularınıza bir sosyal medya gönderisi, bir like, bir re tivit, bir kaç görüntülenme oranı her şeyi temize çekiverir. Almış olursunuz idarelerden, mahkemelerden daha fazla adalet duygusunu.

Söyleyin o derin duygularınıza yormasın sizi.

Dilinize gelip söyleyemediklerin de orada dursun öylece. Nasıl olsa birisine üç beş kuruş kıstırdınız mı helalleştirirsiniz yaptıklarınızı. Boğazınıza durmaz yedikleriniz. Cebinizi, kesenizi, kasanızı delmez çaldıklarınız, rahip vari çıkarıverir günahlarınızı. Medya önünde, kalabalık ortamda günah öğüten bir STK’ya bir bağış yapıverdiniz mi hoop tertemiz cennetlik oluverirsiniz. Salın gitsin duygularınızı, alın elinize mendilinizi.

Derin duyguların eylemlere dönülmesi konusunda ifade edilenler bir şekilde yalnışlanabilir, yalananabilir. Gerçek duyguları bilemezsiniz denilebilir. Elbette haklı da olabilirler. Ancak birileri için bu dünya böyle işliyor olabilir. Ama birileri için değil.

Dokunma keyfine yalan dünyanın

ipini eline dolamış gider

gözlerimin yaşı bana gizlidir

dertliyi dertsizi sulamış gider.

şeklinde muhteşem sözleri olan Mahsuni Şerif türküsü gibi dokunmayın duygularınıza hele hele derin duygularınıza.

Kısa zaman sonra bu derin duygularınız da kaybolur. Zaman her şeyi siler geçer. Derin duygularınızın sizi yoktan yere harekete geçirip te Gazze’de evi yıkılmış çocuğun üşümesine sürekli üzülmeyin, gecenin bir yarısı yola çıkıp evine aç gelene de üzülmeyin.

Başladığımız gibi Albert Camus’un ama sonsuza kadar mantıklı olmak neredeyse imkansızdır. Derin duygulara sahip olmak kolaydır. Derin duygular beslemekte. Ama derin duygularınızın gereğini yapmak … bilemiyorum işte.

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER