Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Savaş Songur

Ramazan Ayı Geçti, ama nasıl?

Çocukluk yıllarımda gazetelerde “Gericiler oruç tutmayanları dövdü” haberleri yarışırdı. Şimdi devir değişti; oruç tutmayanları dövmüyorlar ama oruç tutanların oruçlarını, tabiri caizse, burunlarından getiriyorlar.

Son yıllarda Ramazan ayı ve bayramı, hac ve kurban ibadetleri oldukça formel ve seküler bir hâl aldı. Görüntüde herkes Ramazan ayına hürmeten oruç tutanlara saygı gösterdiğini “sadece” söylüyor. Bu ruhta olanlar için bayram hâlâ “şeker bayramı”; Ramazan Bayramı ya da esas ismiyle İyd-i Fıtr falan değil. Bu vaziyete nev-zuhur Müslüman tiplerde fazlası ile katkı verdi. E zaten bu bayramda şeker yenir, kurban bayramında kavurma.

Sanırım bütün bunlar da geride kalmak üzere… Çünkü Ramazan’ın geldiğini ve geçtiğini anlamak için çevreye özenle bakmak gerekiyor. Maşallah, esnaflar Ramazan ayı boyunca –istisnalar hariç– cadde ve sokaklardan masalarını kaldırmadılar. Vatandaşlar da bu durumdan memnun bir şekilde masalara kurulup ayak ayak üstüne atıp yemeğini açık havada yedi, kahvesin caddenin kalabalık akışını seyrederek içti, sigarasını cadde sobasının altında tellendirmeye devam etti. TV’ler ve gazeteler ise Ramazan ayında olduğuna dair bilgiyi sadece internet trafiği çekmek için yazdıkları SEO kelimeleri ve eklenti metrikleri idi. öyle bir zamana geldik ki Osmanlı devirlerinde anlatılan Bektaşi fıkraları kitap satırlarında ters dönmeye başladı demedi demeyin…

İftar davetlerinin fiyatları birilerinin aklına sığmaz rakamlar olsa da, bu davetler verilmeye devam etti. Öyle sofralar kuruldu ki, günlük hayatında değil oruçlu, Müslüman bile olmadığını bildiğimiz kişiler, iftar sofralarının en nadide köşelerinde Müslümanlara örnek(!) oldular, birlik beraberlik görüntüsü verdiler.  Maşallah, sübhanallah…

Arşivimi açmak istemiyorum ama hem ülkemizde hem de dünyada olsun, her Ramazan ayında Müslümanları derinden yaralayan, gönüllerini mahzun eden olaylar oluyor.  Bazı şuursuz Müslümanlar bu yanlışlara ya imza atıyor ya da cevaz veriyor, görmüyor, duymuyor, bilmiyor. İçimizde gizli bir yerde “Keşke bu olaylar bu mübarek ayda olmasaydı” dedirten olaylar yaşanıyor. Sonra bayram geliyor. Hoop, gündem değişiyor. Her şeyi unutup, gündelik hayatın ağır baskısıyla hayat aynı şekilde devam ediyor.

Bu Ramazan için özellikle söylemek istiyorum: İslam dünyası ikinci ve üçüncü Endülüs’ünü kaybetmek üzere. İkinci Endülüs, Türkistan’ın doğusu… Çin zulmü, birilerinin bindiği lüks arabalara, kurulan fabrikalara, e-ticaret sitelerine, bahis reklamlarına, TikTok’lara kurban ediliyor. Doğu Türkistan, Endülüs olmak üzere. Birkaç yıla kalmaz ne cami kalır, ne minare. Üç beş resim ve yazıyla “Tarihte bir Doğu Türkistan varmış” deriz. Üçüncü Endülüs ise Filistin ve Gazze. Dünya tarihinde birçok zalim vardı ama ABD ve destekçileri, her yaptıklarına yalnızca kınama (bazen onu bile yapmaktan imtina ederek) ile yol veriyorlar.

Hem dünyada hem de ülkemizde, bir projenin parçası olmaya, bir madalyaya, bir levhaya, bir mal, makam, maaş ve o yaptı desinler uğruna İslam şuuru değiştiriliyor. Birileri de bunu doğru kabul ediyor.

İçimden geçen bir noktayı da ifade edeyim (mazurlar hariç): Ramazan’da sadece yeme içmeyi kesip, geri kalan her şeyi yapanları Allah’a havale ediyorum. Oruçlu ağıza yakışmayacak söz ve davranışlarla Müslümanları ötekileştirenler, düşmanlaştıranlar, kazanmak uğruna akla, hayale, vicdana, şuura, Kitab’a, Kur’an’a, İslam’a ve insanlığa aykırı yöntemler uygulayanlar bu Ramazan’da da karşımıza çıktı. Bir örnek verelim: Peygamberimize nübüvvet ulaşmadan önce “emin”di, hiç yalan söylememişti. Müslüman yalan söylemezdi ama sosyal medyadan gazetelere, TV’lere bakıldığında; “eminlik” nerede, yalan nerede? Akla gelebilecek en tepedekiler bile bu Ramazan’da yalan söylemeye devam etti. Adeta 11 ay bekledi Ramazan ayında yalanın, iftiranın daniskasını söyledi.  Kimseye “Niye yaptın?”, “Nasıl yaparsın?”, “Yetkin ne?” deme yetkimiz yok ama cesaretini de gösterecek değiliz. Fakat kardeşim, 1444 yıllık Ramazan geleneğinde bazı haltlar işlenmez yahu…

Ramazan ayı bittikten neye yarar diye düşünülebilir. el-hak haklısınız. Ama olaylar olmadan bir şeyler söylemekte –birilerinin aklına karpuz kabuğu getirmek—olurdu. Bari bayramı bayram gibi geçirmek nasip olsa… Müslümanca hak edilmiş bayramınız mübarek olsun…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER