Sözde “özgürlük” ve “demokrasi” yalanıyla Irak’ı işgal eden, Afganistan’a haçlı seferi başlatan, demokrasi vaadiyle Libya’yı parçalayan, “şeytani ittifak” olarak adlandırabileceğimiz güç odağı, 7 Ekim 2023’ten bu yana toprak kazanmak için 2 milyon 200 bini aşkın mazlum Filistinliye yönelik Gazze’de soykırım yapan siyo-emperyalist çete, bu kez İran’a karşı topyekûn savaş başlattı. Küresel şeytan ABD ile siyonist haydut İsrail, Müslümanların ibadetlerini yerine getirmeye çalıştığı mübarek Ramazan ayını fırsat bilerek İran halkına ölüm kusan füzeleri ateşledi ve büyük savaşı başlattı. Bu vahşet dalgası artık sadece Gazze ile sınırlı değil; Lübnan, Katar ve Yemen gibi ülkeleri de doğrudan hedef alıyor. Temel gaye açık: Tüm İslam ümmetine diz çöktürmek.
Bugün İran’ın hedef tahtasına oturtulması, bu sistematik saldırganlığın bir dışavurumudur. Nükleer silah tartışmaları, aslında bu vahşeti meşrulaştırmak için kullanılan bir bahaneden ibarettir. Hiçbir kural tanımayan bu yapı, İran’ın liderini çocukları ve torunlarıyla birlikte katledecek kadar ileri gitmiştir. Daha dün, bir okul saldırısında onlarca kız çocuğunun canına kıyılması, bu barbarlığın boyutlarını kanıtlıyor. Tek bir Yahudi esir için dünyayı ayağa kaldıranların, İran’da katledilen çocuklar karşısındaki sessizliği, dünyaya dayatılan adaletsizliğin en somut göstergesidir.
Mesele Sadece İran Değil
Venezuela’da tanık olduğumuz modern korsanlık örnekleri hala tazeyken, meselenin sadece İran olmadığını görmemiz gerekiyor. Evet, İran’ın geçmişte Irak ve Suriye’de işlediği cürümlere karşı öfkemiz bakidir; ancak mevcut durum bu öfkenin ötesinde bir barbarlığı gözler önüne sermektedir. Bugün İran’a “nükleer güce sahip olamazsın” diyen zihniyet, yarın Türkiye’ye “şu uçağa veya füzeye sahip olamazsın” diyecektir. Bu zilleti kabul etmek mümkün değildir.
Küresel Kuşatma ve Kirli İttifaklar
İki yılı aşkın süredir devam eden Gazze soykırımı dünyayı ayağa kaldırmış olsa da, kuşatmanın sandığımızdan çok daha büyük olduğunu anlamalıyız. Epstein dosyaları üzerinden Siyonistlerin ABD yönetimini abluka altına alma çabaları, Batı’nın kokuşmuş sisteminin kime hizmet ettiğini açıkça gösteriyor. Bu kritik süreçte Pakistan’ın Afganistan’ı hedef alması ise tablonun en acı verici kısmıdır. Öte yandan, bugün mağdur konumunda olan İran’ın da Suriye’deki yeni yönetimi devirmek için komplolar kurması dikkatle izlenmelidir.
Sonuç: Birlik ve İzzet
Müslümanlar ayık olmak, aralarına fitne tohumları ekilmesine izin vermemek zorundadır. Adil, tutarlı ve izzetli bir duruş için bir arada olmanın yollarını aramalıyız. Gazze süreci bize gösterdi ki; zalimlere karşı saf tutmak, sarsılmaz bir güç doğurur. Öyle ki, Donald Trump bile Siyonistleri savunmakta zorlandığını ifade etmek zorunda kalmıştır.
Dünyanın tüm mazlumları, zalimlere karşı birleştiğinde galip gelecek güce sahiptir. Allah’ın yardım ettiğine kimse galip gelemez. Onlarca yıldır süren bu direniş, kıyamete kadar devam edecektir. Emperyalizm yenilecek, izzet ve istiklal mücadelesi kazanacaktır.

Bu dünya düzeni gösteriyor ki bu bir din savaşı İslam’ı yok etme savaşı bunu İslam alemi görmesi gerekiyor birlik olması gerekiyor.