Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Mesele Venezuela ‘da demokrasi, özgürlük falan değil, kaynaklardır

Venezuela krizi demokrasi değil, enerji ve kaynak mücadelesidir. Cihat Yaycı Paşa, ABD’nin küresel stratejisini ve Türkiye’ye yansımalarını analiz ediyor.

Venezuela krizi demokrasi değil, enerji ve kaynak mücadelesidir. Cihat Yaycı

Bugün Venezuela’da yaşanan gelişmeleri hâlâ “demokrasi”, “insan hakları” ya da “otoriter yönetim” başlıkları altında okumaya çalışanlar, ya bilinçli olarak gerçeği perdelemekte ya da büyük resmi kavramakta ısrarla direnmektedir.

Çünkü bu mesele Venezuela halkı meselesi değildir.

Bu mesele yeraltı ve yerüstü kaynakları meselesidir.

Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkedir. Orinoco Kuşağı tek başına birçok ülkenin toplam rezervinden fazladır. Buna altın, doğalgaz, nadir toprak elementleri, lityum potansiyeli, tatlı su kaynakları ve biyolojik zenginlik eklendiğinde, Venezuela’nın neden hedefte olduğu tartışmaya bile açık değildir.

Bu tablo karşısında şu gerçeği açıkça ifade etmek gerekir:

ABD’nin Venezuela halkının refahı ile ilgilendiğini düşünmek, jeopolitiği masal sanmaktır.

Bugün Venezuela’da yaşanan son saldırılar, sabotajlar, sokak hareketleri ve istikrarsızlık girişimleri; kendiliğinden ortaya çıkmış halk tepkileri değildir. Bunlar, yıllardır sistematik biçimde uygulanan rejim zayıflatma – devlet aşındırma – yönetim değiştirme stratejisinin devamıdır.

Bu yöntem tanıdıktır.

Bu filmi daha önce izledik.

Irak’ta izledik.

Libya’da izledik.

Suriye’de izledik.

Senaryo hep aynıdır:

Önce ekonomik yaptırımlar ile devlet nefessiz bırakılır.

Sonra iç karışıklıklar teşvik edilir.

Ardından “uluslararası toplum” adına müdahale meşrulaştırılır.

En sonunda da ülkenin kaynakları küresel enerji şirketlerinin denetimine açılır.

Bu sürecin hiçbir aşamasında halkın refahı artmaz. Aksine halk yoksullaşır, devlet çöker, ülke uzun yıllar toparlanamaz.

Bugün Venezuela’da olan tam olarak budur.

Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu politikası ile Venezuela politikasında kullandığı yöntemler aynıdır, sadece coğrafya değişmektedir.

Ortadoğu’da bu politikaya “terörle mücadele” denir.

Latin Amerika’da ise “demokrasi ihracı”.

image 545

Ama hedef aynıdır:

Enerji kaynaklarının kontrolü,

enerji nakil yollarının denetimi,

dirençli ve bağımsız devletlerin zayıflatılması.

ABD’nin Ortadoğu’da kurmak istediği düzen; bölünmüş, birbirine düşürülmüş, sürekli kriz üreten ve dış müdahaleye açık devletler düzenidir. Venezuela’da da istenen budur. Güçlü bir ulusal devlet değil, dışa bağımlı, yönetilebilir bir yapı.

Peki bütün bunlar Türkiye’yi neden ilgilendiriyor?

Çünkü Venezuela’da uygulanan bu model, Türkiye’ye karşı farklı coğrafyalarda ve farklı başlıklar altında uygulanmak istenen modelin birebir aynısıdır.

Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarımız hedef alınırken kullanılan dil, Suriye’de terör örgütlerinin meşrulaştırılmasında kullanılan yöntem,

Irak’ta etnik ve mezhepsel fay hatlarının kaşınması,

Karadeniz ve Kafkasya’daki dengeler…

Hepsi aynı stratejik aklın ürünüdür.

Amaç, devleti doğrudan karşıya almak değildir.

Amaç, devleti içeriden zayıflatmak, ekonomik olarak baskılamak, güvenlik riskleriyle kuşatmak ve sonunda “kontrollü egemenlik” dayatmaktır.

Bugün Venezuela’nın petrolü hedefteyse,

yarın Türkiye’nin enerji sahaları,

deniz yetki alanları,

ulaştırma koridorları hedefte olacaktır.

Bu nedenle Venezuela meselesi, Türkiye açısından uzakta yaşanan bir Latin Amerika krizi değildir. Bu mesele, çok kutuplu dünyada kimin bağımsız kalacağı, kimin küresel sisteme boyun eğdirileceği meselesidir.

Türkiye’nin bu tablo karşısında alması gereken ders açıktır:

• Savunma ve enerji alanlarında dışa bağımlılık, egemenlik açığıdır.

Bugün Venezuela’ya bakan, yarını görmelidir.

Çünkü aynı senaryo, farklı zamanlarda ve farklı coğrafyalarda tekrar tekrar sahnelenmektedir.

ABD bugün Venezuela ‘da DELTA FORCE ile yaptığını, 15 TEMMUZ’da FETÖCÜ sözde askerler eliyle yapacaktı.

Yöntem neredeyse aynıdır, sadece coğrafya değişmektedir.

image 544

Ortadoğu’da bu politikaya “terörle mücadele” denir. Latin Amerika’da ise “demokrasi ihracı”

Ve unutulmamalıdır ki:

Devletine ve kaynaklarına sahip çıkamayan milletler, bir süre sonra kaderlerine de sahip çıkamazlar.

Kaynak: Milli Gazete