Gazze’de aylardır süregelen soykırımı, parçalanmış bebek bedenlerini görmezden gelen kirli vicdanlar; şimdi İran’dan yükselen feryatlara mı kulak verecek? 7 Ekim 2023’ten bu yana 2 milyon 200 bini aşkın mazlum Filistinliyi hapsettiği Gazze’de, toprak kazanma hırsıyla 75 binden fazla insanı katleden İsrail zulmü; ne ateşkes tanıyor ne de Ramazan’ın kutsiyetine saygı duyuyor.
Her geçen gün artan can kayıplarının merkezinde yine savunmasız kadınlar ve çocuklar var. Ancak küresel şer odakları için bu kıyım yeterli gelmemiş olacak ki; Siyonist İsrail ve destekçisi Amerika Birleşik Devletleri, şimdi de namlularını İran halkına çevirerek bölgeyi topyekûn bir savaşın karanlığına sürükledi.

Savaşın en kan donduran yüzü, bu kez İran’ın Minab şehrinde belirdi. Saldırıların ilk gününde hedef, savaşla hiçbir ilgisi olmayan küçük kız çocuklarının eğitim gördüğü Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu oldu.
Küçük bir kız okulu. Sınıfa geldiler, defterlerini açtılar.
Sonra birden füzeler geldi. Tavan çöktü.
Sınıflarına dolan ışık değil, Amerikan yapımı füzelerin ölümcül ateşi oldu.
Okul sıraları saniyeler içinde birer enkaz yığınına dönüştü.
168 kız çocuğu…
7 yaşında, 10 yaşında, 12 yaşında…
Bir tanesi bile o akşam evine dönemedi.
Toplu cenaze töreninden yansıyan o kareler, insanlığın bittiği yerin fotoğrafıdır.

İlk bakışta ne olduğunu anlamak zor.
Sıra sıra kazılmış küçücük mezarlar…
Tıpkı sınıfta yan yana oturdukları gibi.
Şimdi toprağın altında yan yana yatıyorlar.
Geriye ise cansız bedenleri omuzlarında taşıyan çaresiz babaların feryatları ve evlat kokusuna hasret kalan annelerin dinmeyen gözyaşları kaldı.
Orta Doğu’da sınırlar bir kez daha masum kanıyla çizilirken, dünya yine o bildik “sağır ve dilsiz” rolünü oynuyor. Şunu sormak zorundayız: Okula isabet eden o füzeyle can veren 168 çocuk İranlı değil de İsrailli veya Amerikalı olsaydı, “medeniyet” maskesi takan Avrupa bu kadar sessiz kalabilir miydi?
Gazze’de parçalanan çocukları görmezden gelenlerin, İran’da katledilen yavrular için üzülmesini beklemek beyhude bir umut. Barbarlıkta sınır tanımayan bu düzen, sadece kendi “makbul” ölülerine ağlıyor. Gazze’den Minab’a uzanan masumların öldürüldüğü bu acı silsilesi, modern dünyanın vicdan mahkemesinde çoktan mahkûm olmuştur.

YORUMLAR