Toplumsal Hafıza ve Çanakkale:
Geçmişten Gelen Güç Toplumsal hafıza, bir milletin geçmişte yaşadığı olayları, zaferleri, travmaları ve değerleri kolektif olarak hatırlaması ve bunları gelecek nesillere aktarmasıdır. Çanakkale Zaferi, tam da bu hafızanın en canlı örneklerinden biridir. Türk toplumu için Çanakkale, yalnızca bir savaş değil, vatan savunması, fedakarlık ve direniş kavramlarıyla özdeşleşen bir destandır. Özellikle 18 Mart 1915‘te düşman donanmasının bozguna uğratılması, Türk milletinin “cesaret ötesi” azmini simgeler. Çanakkale Şehitlik sitesinde belirtildiği gibi, bu zafer, Türk halkına “vatan toprağının kutsallığı” bilincini aşılamıştır. Bugün bile, her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış Çanakkale, Türk toplumunun hafızasında bir varoluş sembolü olarak yaşamaktadır.
110 Yıl Sonra Çanakkale:
Hafızadaki Derin İzler 110 yıl sonra Çanakkale Zaferi, Türk toplumunun hafızasında hala taze. Peki, bu zaferin toplumsal hafızadaki derinliği nasıl şekilleniyor?
1. Milli Kimliğin Temel Taşı:
Çanakkale, Türk milli kimliğinin oluşumunda kritik bir rol oynadı. Bu zafer, Türk halkının “birlik ve beraberlik” içinde büyük zorlukların üstesinden gelebileceğini gösterdi. Bugün, özellikle genç nesiller, bu zaferi tarih derslerinde ve anma törenlerinde öğrenerek, milli bilinçlerini güçlendiriyor.
2. Vatanseverlik ve Fedakarlık:
Çanakkale Savaşı, Türk toplumunun hafızasında “vatan uğruna canını feda etme” bilincini derinleştirdi. Mustafa Kemal’in “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!” sözü, bu fedakarlık ruhunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu ruh, özellikle zor zamanlarda Türk halkına ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
3. Nesilden Nesile Aktarım:
Çanakkale Zaferi, her yıl 18 Mart‘ta düzenlenen anma törenleri, şehitlik ziyaretleri ve eğitim müfredatındaki vurgularla yaşatılıyor. Özellikle Çanakkale Şehitliği, bir “hafıza mekanı” olarak, ziyaretçilere geçmişi hatırlatıyor ve milli bilinci güçlendiriyor.
4. Travma ve Zaferin Dengesi:
Çanakkale, hem büyük bir zafer hem de büyük bir travmadır. 250.000’den fazla kayıplar verilmesi, Türk toplumunun hafızasında derin bir acı bıraktı. Ancak bu acı, zaferle birlikte anlam kazandı ve “vatan uğruna çekilen çileler” olarak yorumlandı. Toplumsal hafıza, bu travma ve zafer dengesini koruyarak, Türk halkına geçmişten ders çıkarma ve geleceğe umutla bakma gücü veriyor.
5. Uluslararası Boyutta Hafıza:
Çanakkale, yalnızca Türk toplumu için değil, Anzaklar ve diğer milletler için de önemli bir hafıza mekanıdır. Mustafa Kemal’in Anzak annelerine hitaben söylediği “Onlar artık bizim de evlatlarımızdır” sözü, Türk toplumunun insani ve barışçıl yaklaşımını gösterir. Bu evrensel hafıza, Çanakkale’yi bir “barış ve anlayış sembolü” haline getirmiştir.
6. GeleceğeMiras:
Çanakkale Ruhu: Çanakkale Zaferi, genç nesillere aktarıldığı sürece, Türk toplumunun milli bilinci ve vatanseverlik ruhu canlı kalacaktır. Bu zafer, toplumsal dayanışma ve birlik ruhunu güçlendirerek, Türk halkının zor zamanlarda bir araya gelmesini sağlar. Ayrıca, Çanakkale’nin evrensel hafızadaki yeri, Türkiye’nin dünya barışına katkıda bulunma misyonunu güçlendirir.
Son Söz: Çanakkale Geçilmez!
110 yıl sonra Çanakkale Deniz Zaferi, Türk toplumunun hafızasında derin izler bırakmaya devam ediyor. Bu zafer, yalnızca bir tarihi olay değil, aynı zamanda bir varoluş ve direniş sembolüdür. Çanakkale ruhu, gelecek nesillere aktarıldığı sürece, Türk toplumunun birlik ve beraberliği korunacak, vatan sevgisi ve bağımsızlık bilinci canlı kalacaktır. Çanakkale, bize geçmişten gelen bir miras değil, geleceğe taşınması gereken bir meşaledir. Çanakkale Geçilmez, çünkü bu ruh asla ölmez!
Savaş SONGUR – 18.03.2025 – İstanbul/Ümraniye
YORUMLAR