Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Savaş Songur

Batı’nın Biyoiktidar Mirası: Gazze’de Süren Sessiz Soykırım

Filistin’de bugün yaşananlar 19. yüzyıl Avrupa’sının 20. yüzyıl Avrupa’sında devrettiği biyo-iktidar kavramının 21. yüzyıl çerçevesindeki uygulama laboratuvarıdır. Aynı şekilde Doğu Türkistan’da da uygulanıyor ancak Çin bu noktada bilgileri şimdilik ekonomi ve nüfus baskısı ile gizleyebiliyor.

Mesele şu Avrupa birçok tarihçiye (ki yine bu tarihçilerin kahir ekseriyeti Avrupalı) göre en başından beri biyo-iktidar yapısına sahip olsa da sanayi devrimi ve sömürgecilik yarışı ile birlikte önce “uygarlaştırma” adı altında kendisine uygun toplumlar inşa etme çabasına girişti. Nispeten başarılı oldukları alanlar dışında bütün idareyi mali ve iktidar giderlerinin sömürgelerinden finanse ettiler. Şiddete başvurdular buralardaki başarıları sömürgecilik güçleri 19. yüzyıldan 20. yüzyıla taşıdı. Ancak kendi ülkelerinde çizdikleri biyo-iktidar güzellemeleri neredeyse başta Avrupa olmak üzere dünyanın her tarafından totaliter rejimleri doğurdu.

Bu rejimler sömürgelerine ve dünyanın geri kalanına vaat ettikleri biyo-iktidar refahını sağlayamayınca savaşlar ve isyanlar patlak vermesi kaçınılmaz hale geldi. Hem Harb-i Umumi’de hem de II. Cihan Harbinde “gücü ve biyo’yu” korumak için toplama kampları oluşturdular. Bu kamplar aynı zamanda kimliksizleştirme, mülksüzleştirme ve asimile uygulaması olarak ortaya çıktı.

Dünyada ister liberal ister despotik isterse mornark totaliter liderler bu yönteme başvururken Almanya’nın II. Dünya Savaşı’ndan dramatik bir biçimde kayıtsız yenilgiyle çıkması, siyonizmin finansmanı, İngiltere’nin her şartı kendine çevirme politikası sayesinde Yahudi toplama kampları ön plana çıktı. Dikkatlice tekrar edelim bunlar toplama kampıydı.

Ancak ilk örneğini 1995 yılında Bosna Serebrenika’da gördüğümüz toplu imha kampları. Son olarak yeni bir boyut kazanarak Gazze’de toplu şehir açık hava kamplarına evrildi. İmha kapmlarının 21. yy. taşınmaya hazırlanan ilk örneklerinden sadece birisiydi. Lahey’de Adalet Divanı’da adalet bulunamadı.

En acısı bugün vicdanların susturuldu. Siyonist filtrelerden tarafından engellendi, engelleniyor. Haber ve belgeler gizleniyor veya yok ediliyor. Vicdanını kaybetmiş insanlar ve akademisyenler, STK’lar, Aktivistler, olan olduğu şekli ile görülmüyor / görülemiyor.  Susan, sessiz kalan gözünü kapatıp görmeyen, kulağını tıkayıp duymayan, cebine açıp ben ticaretime bakarım diyen, yeni tip biyo ve din iktidar mensuplarını tarihin şahitliği önünde mutlaka ama mutlaka yazacaktır. Lenin ve Stalin’in gulaglarını, Hitlerin kamplarını Mao’nun çiftliklerini, Roosevelt’in hazırladığı Truman’ın attığı atom bombaları nasıl hatırlıyorsa Gazze’yi geceli-gündüzlü, savaşlı-barışlı ama net, apaçık, gizlenemez, saklanamaz, tarihin derinliklerinde asla kaybolmayacak acılarla dolu açık şehir imha alanına çevirenleri de hatırlayacaktır. Bir de onlara destek verenleri hatırlayacaktır.

Not:

1-Biyo iktidar ifadesi ırkçılığa dayalı devlet yönetimlerini ifade eden en kısa tanımdır.

2-Batı dünyasının peşine düşürmüş fikirlerle akıl yürütenlere tarihin en büyük insanlık felaketi olan Nagazaki ve hürmete atılan bombaları Fransa’nın gazetesinin bilimsel bir devrim olarak selamladığını 1950’li yıllarda atom ve cafe filminin revaç olduğunu hatırlatırız.

Nota dipnot: Biyo ve unutkan dünyada Gazze ve Doğu Türkistan’ı her zamankinden fazla görmeli ve hatırlatmalıyız. Hatırlamayı yaşamalıyız ki tarih bizi vicdansız yazmasın

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER