Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Cihat Yaycı’dan “Türkiye, Yugoslavya Olmaz” Uyarısı

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Yugoslavya ve Kosova’nın parçalanma süreçlerini analiz ederek Türkiye için kritik uyarılarda bulundu. Anayasal aşındırma ve statü mühendisliği tehlikesine dikkat çeken Yaycı’nın çarpıcı analizi haberimizde.

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Yugoslavya ve Kosova’nın parçalanma

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Türkiye’nin bekası üzerine Milli Gazete’de kaleme aldığı analizinde, toplumsal hafızada yer eden “Türkiye asla bir Yugoslavya veya Kosova olmaz” söyleminin tehlikelerine dikkat çekti. Yaycı, devletlerin bir gecede değil; anayasal, idari ve kavramsal aşındırmalarla on yıllar içinde çözüldüğünü vurgulayarak, tarihin bir kehanet değil, bir ders alma sanatı olduğunu hatırlattı.

DEVLETLER NASIL ÇÖZÜLÜR? SÜREÇLERİN DOĞRU OKUNMASI

Yaycı’ya göre asıl mesele sonuçlar değil, süreçlerdir. Yugoslavya örneği üzerinden gidildiğinde, parçalanmanın temelinde savaşların değil, 1974 Yugoslavya Anayasası ile başlayan anayasal kimlik tanımlarının yattığı görülmektedir.

YUGOSLAVYA’NIN ÇÖZÜLME MANTIĞI (1974–1992)

Yugoslavya’da çözülme, federasyonu oluşturan cumhuriyetlerin “kurucu kimlik” olarak tanımlanmasıyla başladı. Bu durumun bir kültürel tanıma değil, egemenliğin paylaşımı olduğunu belirten Yaycı, merkezî otorite zayıfladığında bu kimlik-yetki geriliminin siyasallaştığını ifade etti.

  • Anayasal Kimlik Tanımı: Sosyolojinin egemenlik parçası haline gelmesi.
  • Merkezî Bağların Gevşemesi: Yerel yönetimlerin siyasi özneliğe geçişi.
  • Dış Aktörlerin Müdahalesi: “Hak ve demokrasi” söylemiyle sürecin meşrulaştırılması.

KOSOVA ÖRNEĞİ: ZİNCİRİN SON HALKASI

Kosova’nın bir neden değil, bir sonuç olduğunu vurgulayan Yaycı, sürecin statü mühendisliği ile nasıl yürütüldüğünü kronolojik olarak özetledi. Başlangıçta terör örgütü olarak nitelenen yapıların, zamanla sivil yapılara entegre edildiğini ve egemenlik boşluğu oluşturularak bağımsızlığa giden yolun açıldığını hatırlattı.

STATÜ MÜHENDİSLİĞİ ŞABLONU

Yaycı, ayrılma taleplerinin başlangıçta reddedildiğini ancak “statü üretimi” yoluyla geri dönüşsüz bir yola girildiğini belirtiyor. Bu zincirin halkalarını ise şöyle sıralıyor:

  1. Dil ve Eğitim: Kamusal gücün dil üzerinden kurumsallaşması.
  2. Mali Yetki: Kaynak kontrolü ile fiilî egemenlik tesisi.
  3. Uluslararasılaştırma: İç meselelerin küresel bir sorun haline getirilmesi.

TÜRKİYE İÇİN “REHAVET” UYARISI

Türkiye’nin egemen ve üniter bir devlet olduğunun altını çizen Prof. Dr. Cihat Yaycı, asıl tuzağın “egemenlik kelimesini kullanmadan egemenliği paylaşmak” olduğunu ifade etti. “Türkiye Yugoslavya olmaz” demenin bir rehavet ürettiğini savunan Yaycı, anayasa odaklı tartışmaların tesadüf olmadığını belirterek; üniter devleti korumak için stratejik bir akla ve hukuk şuuruna ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Cihat Yaycı’nın yazısının tam metni için TIKLA: https://www.milligazete.com.tr/turkiye-ne-kosova-gibi-ne-de-yugoslavya-olur-rehavetine-kapilmayin