Nusaybin–Kamışlı sınır hattında Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyetinin kutsalı Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saldırı ve sınırımızı geçme teşebbüsleri tüm Türk Milletinin birer ferdi olarak hepimizin içini kan ağlatacak şekilde çok derinden üzmüştür.
Bayrak ve Vatan uğruna canlarını vermiş şehitlerimizin manevi huzurunda bizleri utandırmıştır.
Bu basit bir provokasyon denilerek geçiştirilecek bir olay değildir.
Aksine son derece vahim bir olay ve bir meydan okumadır.
Zira, Türk bayrağı sadece bir sembol değildir.
Bir hüküm belgesidir.
Dalgalandığı yerde “burada Türk devleti vardır” diyen egemenlik ilanıdır.
Türk bayrağı;
Rengiyle mübarek ecdat kanını,
Kumaşıyla şehit tenini,
Parıltısıyla zaferlerin ışığını,
Ayyıldız’ıyla hürriyet ve istiklali,
Dalgalanmasıyla kahramanlık ve fazileti,
Dalgalandığı gönderiyle millî iradeyi,
Duruşuyla şeref ve mesuliyeti temsil eder.
Bu bayrak;
Malazgirt’te Alparslan’ın kefenidir,
Çanakkale’de şehidin son nefesidir,
İstiklal Harbi’nde yokluktan devlet çıkaran iradedir.
İşte bu yüzden Türk bayrağı indirilemez.
Çünkü bayrak indirilirse;
Ecdadın kanı inkâr edilir, şehidin emaneti çiğnenir, millî irade tartışmaya açılır.
Türk askeri sancak nöbeti tutarken, sıradan bir nöbet tutmaz.
Yemin eder.
Bu yemin; bayrağın can pahasına korunacağını,
Gerekirse sancağın yere düşmemesi için askerin bedeniyle siper olacağını emreder.
Bu bir metin değil, binlerce yıllık Türk devlet geleneğinin buyruğudur.
Tarihte bu böyledir.
Roma’da sancak düşerse ordu yok sayılırdı.
Osmanlı’da sancak yere düşerse “ordu bozuldu” kabul edilirdi.
Moğol’da tuğ devrilirse kağanlığın kudreti sorgulanırdı.
Bu nedenle düşman önce bayrağı hedef alır.
Haçlılar Kudüs’te,
Sömürgeciler Afrika’da,
İşgalciler Balkanlar’da
Önce bayrağı indirmiş, sonra haritayı çizmiştir.
Bayrağın indirilmesi ve yakılması tesadüf değildir.
Bu bir psikolojik harp yöntemidir.
Silahsız bir saldırıdır.
Kan dökmeden diz çöktürme teşebbüsüdür.
Mesaj açıktır:
“Bu devlet burada hâkim değil.”
“Bu millet sahipsiz.”
“Millî irade kırılabilir.”
Nusaybin’de yaşanan olay bunun açık örneğidir.
Türkiye Cumhuriyeti sınırı fiilen geçilmiş,
Ardından Türk bayrağı indirilmiş ve yakılmıştır.
Bu, iki aşamalı bir egemenlik ihlalidir:
Önce sınır yok sayılmış,
Sonra devletin tapusu olan bayrağa saldırılmıştır.
Bu eylem;
Ne protestodur,
Ne gençlik heyecanıdır,
Ne de ifade özgürlüğüyle açıklanabilir.
Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğini test etmeye yönelik bilinçli bir provokasyondur.
Aynı zihniyet,
Türkiye Cumhuriyeti sokaklarında
Terör örgütü ve bölücü paçavraları dolaştırarak
Egemenliği aşındırmaya çalışmaktadır.
Bu paçavralar bir fikir değildir.
Bir görüş değildir.
Bunlar; silahlı terörün ve bölünme projelerinin simgeleridir.
Amaç düşünce açıklamak değil;
Devletin sabrını ölçmek, toplumu alıştırmak ve meşruiyet devşirmektir.
Bugün paçavra sallanır,
Yarın sözde özerklik konuşulur,
Ertesi gün harita dayatılır.
Tarih bunu defalarca göstermiştir:
Sembollere sessiz kalanlar, sonuçlara katlanmak zorunda kalır.
Bayrak indirmeye,
Paçavra dolaştırmaya kalkana
Tereddütsüz, gecikmesiz ve caydırıcı şekilde müdahale edilmelidir.
Çünkü bu fiiller;
- Devletin egemenlik sembollerine saldırıdır,
- Kamu düzenine tehdittir,
- Ama hepsinden önce
Anayasal düzene kasttır.
Verilecek ceza; “denemek, göze alınamaz” dedirtmelidir.
Meşrulaştırmaya asla izin verilmemelidir.
“Protesto”, “ifade özgürlüğü”, “gençlik” gibi kılıflar
Hukuken ve siyasi olarak reddedilmelidir.
Zira, Devlet, kendi sembolünü tartışmaz.
Devlet, kendi tapusunu savunur.
Ve bu noktada söz artık Türk Milleti’nindir.
Türk Milleti, bayrağını tartışmaz.
Bayrağını pazarlık konusu yapmaz.
Bayrağını indirtmez.
Çünkü bu millet bilir ki;
Bayrak düşerse devlet düşer,
Bayrak zedelenirse vatan yaralanır.
Türk Milleti için bayrak;
Ataların kanıyla yazılmış bir emanet,
Şehitlerin canıyla mühürlenmiş bir yemin,
Gelecek nesillere devredilecek bir namustur.
Türk Milleti,
Askerinin sancak başında ettiği yemini
Kendi vicdanında taşır:
“Bayrak yere düşmeyecek.
Gerekirse bedenimle siper olacağım.
Can verilecek ama sancak teslim edilmeyecek.”
Bu, sadece askerin değil;
Türk Milleti’nin tamamının ortak yeminidir.
Bu millet;
Malazgirt’te alışmadı,
Çanakkale’de susmadı,
İstiklal Harbi’nde kabullenmedi.
Bugün de kabullenmez.
Türk bayrağına sahip çıkmak; bir siyasi tercih değil, bir varoluş meselesidir.
Biz, Türk Milleti;
Bu bayrağı indirtmeyiz,
Kimsenin önünde de diz çökmeyiz.
Allah Türkiye Cumhuriyetine zeval vermesin.
Türk Milletini birlik ve dirlik içinde daim kılsın.
Türk Milleti’ni ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar eylesin.
Türk Bayrağını yere düşürmesin.
Türk Silahlı Kuvvetlerini daima muzaffer eylesin.
Hainlere fırsat vermesin!
Şehitlerimizin ruhu şad olsun.
